
Op. Dr. Deniz Gökalp — Kapsamlı Hasta Soruları ve Yanıtları – 1.Bölüm
Ekim 21, 2026
Tüp Bebekte Yumurtalar Neden Olgunlaşmaz? Toplanan Yumurtaların Kullanılamama Nedenleri
Kasım 1, 2026Plasenta Akreta Nedir ve Bebeğin Eşinin Rahim Duvarına Fazla Yapışması Ne Anlama Gelir?
Plasenta akreta, gebelik sırasında bebeğin eşi olarak bilinen plasentanın rahim duvarına normalden daha sıkı ve derin şekilde tutunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir gebelik komplikasyonudur. Normal bir gebelikte plasenta, doğumun ardından rahim duvarından ayrılarak vücuttan atılır. Ancak plasenta akreta durumunda plasentanın rahim duvarından ayrılması zorlaşabilir ve doğum sırasında ciddi kanamalar meydana gelebilir.
Plasenta, gebelik boyunca anne ile bebek arasında oksijen ve besin alışverişini sağlayan hayati bir organdır. Bebeğin büyümesi ve gelişmesi için gerekli maddelerin taşınmasına yardımcı olurken bazı atık maddelerin uzaklaştırılmasında da görev alır. Normal şartlarda plasenta, rahmin iç yüzeyine tutunur ve doğum sonrasında kendiliğinden ayrılabilecek bir yapıya sahiptir.
Plasenta akretada ise plasentanın rahim duvarına tutunmasını düzenleyen doğal doku sınırında bozulma meydana gelir. Bu nedenle plasentanın rahim kas tabakasına normalden daha sıkı bağlanması veya daha derin dokulara ilerlemesi söz konusu olabilir.
Plasenta akreta spektrumu, plasentanın rahim duvarıyla olan anormal bağlantısının derecesine göre farklı şekillerde sınıflandırılır. Plasenta akreta, plasenta inkreta ve plasenta perkreta bu durumun başlıca türleridir.
Plasenta akretada plasenta, rahim kas tabakasına normalden daha sıkı tutunur. Plasenta inkretada plasenta dokusu rahim kas tabakasının içerisine doğru ilerler. Plasenta perkreta ise plasentanın rahim duvarını aşarak çevredeki dokulara, bazı durumlarda mesane gibi komşu organlara kadar uzanabildiği daha ileri bir tablodur.
Plasentanın rahim duvarına anormal şekilde tutunması, özellikle doğum sonrasında plasentanın ayrılmaya çalışılması sırasında hayati tehlike oluşturabilecek kanamalara neden olabilir. Bu nedenle plasenta akreta şüphesi bulunan gebeliklerin doğum öncesinde ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi ve uygun koşullarda takip edilmesi büyük önem taşır.
Plasenta akreta her gebelikte görülmez. Ancak özellikle daha önce sezaryen doğum yapmış kadınlarda ve plasentanın rahim ağzına yakın yerleştiği bazı gebeliklerde görülme riski artabilir. Erken dönemde fark edilmesi, doğumun deneyimli bir sağlık ekibi tarafından planlanmasına ve olası komplikasyonlara karşı gerekli hazırlıkların yapılmasına yardımcı olur.

Plasenta Akreta Neden Oluşur ve Kimlerde Daha Sık Görülür?
Plasenta akreta, plasentanın rahim duvarına normalden daha sıkı tutunmasına neden olan yapısal değişikliklerle ilişkilidir. Gebelik sırasında plasentanın rahme yerleştiği bölgede bulunan doku tabakasının yeterince gelişmemesi veya daha önce hasar görmüş olması, plasentanın rahim kas tabakasına anormal şekilde bağlanmasına yol açabilir.
Plasenta akreta gelişiminde en önemli risk faktörlerinden biri, daha önce sezaryen doğum yapılmış olmasıdır. Sezaryen sırasında rahim duvarında oluşan kesi, iyileşme sürecinde nedbe dokusuna dönüşür. Sonraki gebeliklerde plasentanın bu bölgeye yerleşmesi, normal tutunma mekanizmasını etkileyerek plasenta akreta riskini artırabilir.
Özellikle birden fazla sezaryen geçirmiş kadınlarda risk daha belirgin hale gelebilir. Ancak daha önce sezaryen doğum yapmış olmak, sonraki gebelikte mutlaka plasenta akreta gelişeceği anlamına gelmez. Risk, sezaryen sayısının yanı sıra plasentanın yerleşim yeri ve diğer bireysel faktörlere göre değişir.
Plasenta previa, plasenta akreta ile yakından ilişkili bir diğer önemli durumdur. Plasenta previa, plasentanın rahmin alt bölümüne yerleşerek rahim ağzını kısmen veya tamamen kapatmasıdır. Özellikle daha önce sezaryen geçirmiş ve mevcut gebeliğinde plasenta previa bulunan kadınlarda plasenta akreta görülme olasılığı önemli ölçüde artabilir.
Rahim içerisinde daha önce gerçekleştirilen bazı cerrahi işlemler de risk faktörleri arasında yer alır. Miyom ameliyatı, rahim içi yapışıklıkların giderilmesine yönelik cerrahi işlemler ve rahim iç tabakasını etkileyebilen bazı müdahaleler, plasentanın yerleştiği dokunun yapısını değiştirebilir. Bununla birlikte bu işlemleri geçiren her kadında plasenta akreta gelişmez.
Anne yaşının ilerlemesi ve daha önce birden fazla doğum yapılmış olması da plasenta akreta ile ilişkilendirilen faktörler arasındadır. Özellikle 35 yaş üzerindeki gebeliklerde riskin artabildiği bilinmektedir. Ancak yaş tek başına plasenta akreta tanısı koymak veya gebeliğin risk düzeyini belirlemek için yeterli değildir.
Plasenta akreta, daha önce sezaryen veya rahim ameliyatı geçirmemiş kadınlarda da görülebilir. Bu nedenle yalnızca cerrahi geçmişe bakılarak hastalığın tamamen dışlanması mümkün değildir.
Gebelik takibinde plasentanın yerleşim yerinin ultrasonografiyle değerlendirilmesi ve hastanın önceki doğumlarının ayrıntılı olarak sorgulanması önemlidir. Özellikle geçirilmiş sezaryen öyküsü ile rahmin alt bölümüne yerleşmiş plasentanın birlikte bulunması, plasenta akreta açısından daha dikkatli inceleme yapılmasını gerektirebilir.
Risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi, gebelik sürecinin uygun şekilde takip edilmesine ve doğum sırasında karşılaşılabilecek ciddi kanama gibi komplikasyonlara yönelik hazırlıkların önceden planlanmasına yardımcı olur.
Plasenta Akreta Belirtileri Nelerdir ve Gebelikte Nasıl Teşhis Edilir?
Plasenta akreta, gebelik sırasında çoğu zaman belirgin bir şikâyete neden olmadan gelişebilir. Bu nedenle anne adayları herhangi bir ağrı veya kanama yaşamasa bile plasentanın rahim duvarına anormal şekilde tutunması söz konusu olabilir. Plasenta akreta tanısında en önemli nokta, risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve gebelik ultrasonografisinde plasentanın ayrıntılı olarak incelenmesidir.
Plasenta akreta bulunan bazı gebeliklerde vajinal kanama görülebilir. Özellikle plasentanın rahmin alt bölümüne yerleştiği ve plasenta previa ile birlikte bulunduğu durumlarda gebeliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde ağrısız vajinal kanamalar ortaya çıkabilir. Ancak kanama görülmesi tek başına plasenta akreta tanısı koydurmaz. Benzer şekilde kanama olmaması da plasenta akreta bulunmadığını göstermez.
Plasenta akreta çoğunlukla ultrasonografi sırasında fark edilir. Gebelik takibinde yapılan ultrason incelemelerinde plasentanın yerleşim yeri, rahim duvarıyla olan bağlantısı ve çevresindeki damar yapıları değerlendirilir. Özellikle daha önce sezaryen doğum yapmış kadınlarda plasentanın eski ameliyat izine yakın yerleşmesi, daha ayrıntılı inceleme yapılmasını gerektirebilir.
Ultrasonografide plasenta içerisinde düzensiz damar boşluklarının görülmesi, plasenta ile rahim kas tabakası arasındaki normal görünümün değişmesi ve rahim duvarının bazı bölgelerde incelmesi plasenta akreta şüphesini artırabilen bulgular arasındadır. Renkli Doppler ultrasonografi ise plasenta çevresindeki kan akımının değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Manyetik rezonans görüntüleme (MR), bazı gebeliklerde ultrasonografi bulgularını tamamlamak amacıyla kullanılabilir. Özellikle plasentanın rahmin arka duvarına yerleştiği veya çevre dokulara uzanımından şüphelenildiği durumlarda MR incelemesi gerekli görülebilir. Ancak MR her plasenta akreta şüphesi bulunan gebede rutin olarak uygulanmaz.
Plasenta akreta tanısının gebelik sırasında her zaman kesin olarak konulamayacağı da bilinmelidir. Ultrasonografi ve diğer görüntüleme yöntemleri güçlü bulgular sağlayabilse de bazı vakalarda durumun gerçek boyutu doğum sırasında anlaşılabilir.
Plasenta akreta şüphesi bulunan gebeliklerde erken tanı, doğumun güvenli şekilde planlanması açısından büyük önem taşır. Özellikle önceki sezaryen öyküsü bulunan ve plasentası rahmin alt bölümüne yerleşmiş anne adaylarının ayrıntılı değerlendirilmesi, olası komplikasyonlara karşı önceden hazırlık yapılmasını sağlar.
Gebelik sırasında meydana gelen her türlü vajinal kanama tıbbi değerlendirme gerektirir. Özellikle yoğun kanama, baş dönmesi, bayılma hissi veya şiddetli karın ağrısı gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
Plasenta Akreta Anne ve Bebek İçin Neden Tehlikelidir?
Plasenta akreta, gebelik ve doğum sırasında ciddi komplikasyonlara yol açabilen yüksek riskli bir durumdur. Plasentanın rahim duvarına normalden daha sıkı tutunması, doğum sonrasında kendiliğinden ayrılmasını zorlaştırabilir. Plasenta akretanın oluşturduğu en önemli tehlike, doğum sırasında veya sonrasında meydana gelebilen şiddetli kanamalardır.
Normal doğum sürecinde bebek dünyaya geldikten sonra rahim kasılmaları sayesinde plasenta rahim duvarından ayrılır. Plasenta akreta bulunan gebeliklerde ise plasenta dokusu rahim duvarına anormal şekilde bağlı olduğu için bu ayrılma gerçekleşmeyebilir. Plasentanın zorla çıkarılmaya çalışılması, rahim duvarındaki damarların zarar görmesine ve kontrol altına alınması güç kanamalara neden olabilir.
Aşırı kan kaybı, anne açısından hayati tehlike oluşturabilecek komplikasyonların başında gelir. Şiddetli kanama sonucunda tansiyon düşüklüğü, dolaşım bozukluğu ve hemorajik şok gelişebilir. Bazı hastalarda kan ve kan ürünleri verilmesi gerekebilir. Kanamanın kontrol altına alınamadığı durumlarda ise annenin yaşamını korumak amacıyla rahmin cerrahi olarak çıkarılması gündeme gelebilir.
Plasenta akretanın daha ileri formlarında, plasenta dokusunun rahim kas tabakasının derinlerine veya çevredeki organlara ilerlemesi söz konusu olabilir. Özellikle plasenta perkreta durumunda mesane gibi komşu organların etkilenmesi, cerrahi müdahaleyi daha karmaşık hale getirebilir. Bu hastalarda organ yaralanmaları, enfeksiyon ve ameliyat sonrası komplikasyon riski artabilir.
Plasenta akreta, bebeği de dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle gebelik sırasında ciddi kanama gelişmesi veya anne sağlığını korumak amacıyla doğumun erken gerçekleştirilmesi gerekmesi, prematüre doğum riskini artırabilir.
Erken doğan bebeklerde solunum problemleri, beslenme güçlükleri ve yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Ancak plasenta akreta tanısı konulan her gebelikte bebeğin gelişiminin olumsuz etkileneceği veya mutlaka ciddi bir komplikasyon yaşanacağı düşünülmemelidir.
Plasenta akreta bulunan gebeliklerde riskin düzeyi, plasentanın rahim duvarına tutunma derecesine, eşlik eden plasenta previa varlığına ve annenin genel sağlık durumuna göre değişebilir.
Plasenta akretanın doğum öncesinde belirlenmesi, anne ve bebek açısından oluşabilecek risklerin azaltılmasında büyük önem taşır. Bu gebeliklerde doğumun deneyimli bir ekip tarafından, kan bankası ve yoğun bakım olanaklarının bulunduğu uygun bir sağlık merkezinde planlanması, ciddi komplikasyonlara karşı hazırlıklı olunmasını sağlar.
Plasenta Akreta Olan Gebeliklerde Doğum Nasıl Planlanır ve Hangi Tedavi Yöntemleri Uygulanır?
Plasenta akreta tanısı konulan gebeliklerde doğumun önceden planlanması, anne ve bebek sağlığının korunması açısından büyük önem taşır. Plasentanın rahim duvarına anormal şekilde tutunması, doğum sırasında ciddi kanama riskini artırabileceği için bu gebeliklerin yüksek riskli gebelikler konusunda deneyimli sağlık ekipleri tarafından takip edilmesi gerekir.
Plasenta akreta bulunan gebeliklerde doğum genellikle planlı sezaryen yöntemiyle gerçekleştirilir. Doğumun zamanlaması; plasentanın yerleşim yerine, kanama öyküsüne, annenin sağlık durumuna ve bebeğin gelişimine göre belirlenir. Anne ve bebeğin durumu uygunsa doğum çoğunlukla gebeliğin 34–35. haftaları civarında planlanabilir. Ancak kanama veya başka komplikasyonların gelişmesi durumunda daha erken müdahale gerekebilir.
Doğumun gerçekleştirileceği sağlık merkezinin yeterli donanıma sahip olması önemlidir. Özellikle kan bankası, yoğun bakım ünitesi, yenidoğan yoğun bakım olanakları ve deneyimli cerrahi ekiplerin bulunması, olası komplikasyonların yönetilmesini kolaylaştırır. Gerektiğinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, perinatoloji uzmanları, anestezi uzmanları ve diğer cerrahi branşlar birlikte görev alabilir.
Plasenta akreta tedavisinde en sık başvurulan cerrahi yaklaşım, sezaryen sırasında bebeğin doğurtulmasının ardından plasentanın yerinde bırakılarak rahmin çıkarılmasıdır. Sezaryen histerektomi olarak adlandırılan bu yöntemde plasentanın zorla ayrılmasından kaçınılarak ciddi kanama riskinin azaltılması amaçlanır.
Ancak her plasenta akreta vakasında aynı cerrahi yöntem uygulanmaz. Plasentanın rahim duvarına tutunma derecesi, etkilenen alanın büyüklüğü ve hastanın klinik özellikleri tedavi yaklaşımını etkileyebilir. Seçilmiş hastalarda rahmin korunmasına yönelik cerrahi yöntemler veya plasentanın yerinde bırakılarak takip edilmesi gibi yaklaşımlar değerlendirilebilir. Bununla birlikte bu yöntemler ciddi kanama, enfeksiyon ve sonradan ek cerrahi müdahale gereksinimi gibi riskler taşıdığı için yalnızca uygun hastalarda ve deneyimli merkezlerde uygulanmalıdır.
Plasenta akreta tanısı bulunan kadınlarda doğum öncesi hazırlık, cerrahi müdahalenin kendisi kadar önemlidir. Gebelik süresince kan değerlerinin takip edilmesi, anemi varsa uygun şekilde tedavi edilmesi ve olası kan transfüzyonu ihtiyacına karşı hazırlık yapılması, doğum yönetiminin önemli aşamaları arasındadır.
Op. Dr. Deniz Gökalp, plasenta akreta şüphesi bulunan gebeliklerde risk faktörlerinin erken dönemde değerlendirilmesi ve doğumun uygun koşullarda planlanmasının anne ve bebek sağlığı açısından önem taşıdığını vurgulamaktadır.
Plasenta akreta nedeniyle rahmin çıkarılması gereken durumlarda, kadının gelecekte yeniden gebe kalması mümkün olmaz. Bu nedenle uygulanabilecek cerrahi yöntemler, doğum öncesinde hasta ile ayrıntılı şekilde görüşülmeli ve olası riskler hakkında bilgilendirme yapılmalıdır.
Plasenta akreta ciddi bir gebelik komplikasyonu olsa da erken tanı, düzenli takip ve multidisipliner doğum planlaması sayesinde anne ve bebek açısından oluşabilecek risklerin azaltılması mümkündür.



